SON PAYLAŞILANLAR

Site içi arama

21 Mayıs 2015 Perşembe

3 RADAR sistemleri

Radar, Radio Detecting And Ranging kelimelerinin baş harflerinin birleştirilmesi ile oluşmuş bir kelimedir. Aktif bir sistem olması nedeniyle gece ve gündüz, sisli ve puslu havalarda kullanılabilir.

1930 lu yıllarda Almanya'da ve Amerika Birleşik Devletleri'nde hemen hemen aynı zamanda ortaya çıkmıştır. Bu, halen hava alanları, uçak ve gemilerde kullanılan ve dairesel tarama yapan bir alettir.

Radar sistemleri bir tür tarayıcı(scanner) dır.

K bandı kısa dalaga, S bandı uzun dalgaboyu olarak bilinir. Kısa dalga boyu ile çalışan bir radarın bitki örtüsünü delip geçme kabiliyeti az fakat üç boyutlu ayırma gücü fazladır

Haritacılar daha çok Laser Profilimetre adı verilen bir tür radar sistemini kullanırlar.

Uzaktan algılamada kameraların ve radar sistemlerinin dışında laser, radyo dalgası alıcıları, sismograflar, gravimetreler, manyotometreler, sonarlar gibi araçlar da kullanılır.

3 Aktif ve pasif algılayıcılar

Syntetic Aperture Radar kısaca SAR olarak adlandırılırlar ve gittikçe artan kullanıcı sayısı vardır. Elektro-optik algılayıcılar pasif görüntüleme cihazları olup elektromanyetik enerjiyi ölçerler. Bu enerji öncelikli olarak Güneşten gelip Dünya yüzeyinden yansımasından ortaya çıkar.

Bunlar pasif cihazlar olarak tanımlanırlar çünkü, bunlar kendi enerji kaynaklarından enerji yaymazlar. Bu demektir ki onlar sadece gün ışığında çalışırlar (termal-infrared yayınmayı ölçen yani güneş ışınlarından yansıyan değil daha çok ısıyı yayan kaynaklar dışında) SAR sensörleri aktif görüntüleme sistemleridir.

Bunlar, elektromanyetik spektrumun mikrodalga bölümünde yer alan bir radar sinyali yayarlar ve Dünya yüzeyine çarpıp geri dönen sinyalin dayanıklılığını ve diğer özelliklerini ölçerler. SAR görüntüleri diğer pasif algılayıcılardan bazı yönlerden farklıdırlar. Çünkü, SAR sistemleri, elektro-optiksel sistemlerden daha uzun dalga boylarında çalışırlar. O karanlıkta, siste, bulutlu alanlarda görüntüleme yapabilir. SAR görüntüleri bazen elektro-optiksel algılayıcılarla aynı uygulamalar için kullanılabilirler.

POLAR ORBİT

Bütün sivil uzaktan algılama uyduları dünyanın etrafında kutba yakın yörüngede, kuzeydoğu-güney batı doğrultusunda dönerler. Bu dönüşte kutublara doğru yörüngeler alçalır ve her yörünge hemen hemen doğrudan kutupların üzerinden geçer. Uydular önceden belirlenen yörüngede belirli bir hız ve yükseklikte hareket ederler. Bu bilgiyi akılda tutmakta yarar vardır. Çünkü, bu demektir ki yer kontröleri uyduyu hızlandıramaz ve istedikleri alana istedikleri anda yönlendiremezler.

REVISIT CYCLE

Daha öncede belirtildiği gibi, bir uydu önceden belirlenmiş bir yörüngeye sahiptir bu nedenle dünya yüzeyindeki aynı noktaya tekrar gelmesi günler almaktadır. Bu geçişler arasındaki süreye (gün olarak) "revisit cycle" - adı verilir. Fakat ayarlanabilir görüntü açısına sahip algılayıcılar bağlı olduğu uydunun "revisit" süresinden daha sıklıkla aynı alanı görüntüleyebilme olanağına sahiptirler

SWATH WİTH

Uydu algılayıcıları d aynen kamera merceklerinde olduğu gibi bir görüş alanına veya bir görüntüde kapsayabileceği maksimum alana sahiptir. Uydular için "swath width" (swath genişliği) terimi; sensörün algıladığı alanın bir kenarından diğerine olan uzaklığını verir.

1 Uzaktan Algılamada Görüntü İşleme

Magnetik veya optik alanda depolanan uydu görüntüleri, toplama ve arşivleme işlerinin yapısından dolayı, dijital görüntüler olarak nitelendirilir. Foto görüntülerini analistin ele alması ve değerlendirmesi çok kolaydır, fakat dijital görüntüler çok daha değişik yollarla işlenirler.

Birçok meteorolojik görüntüleme aygıtı dünya yüzeyini televizyon taramaları gibi analog (resim) şeklinde tararlar. Radyans ölçümleri her bir tarama boyunca taranan element serisini oluşturan zaman basamaklarında alınırlar.

Bu elementler görüntüde tarama numarası veya element numarasına tekabül eden tek tek lokasyonlar olarak belirlenirler. Her bir element lokasyonunda uydu sensörü ile ölçülen radyans tek bir dijital değer olarak depolanır. Renkli veya siyah-beyaz monitör(B/W) gibi görüntüleyici aygıt üzerinde görüntülendiklerinde, grid üzerindeki her bir nokta “resim elementi veya pixel” olarak adlandırılır. Dijital değerler son uydu görüntüsü üzerinde pixelleri renkli veya gri gölgeler olarak belirlemekte kullanılırlar. Sonuç görüntü ya monitörde veya fotoğrafik görüntü “hard-copy” olarak görüntülenir.

Uydu aygıtının çözünürlüğü, alet tarafından dünya yüzeyi üzerinde çözümlenebilen en küçük elementin boyutu olarak belirlenebilir. Bu, sensör optiklerinin görüntüleme alanı ve dünya yüzeyinden olan uzaklığın bir fonksiyonudur. Aynı zamanda her tarama prosesindeki geçen zaman boyunca toplanan radyasyonun, dünya yüzeyi üzerinde gözlemlenen ne kadarlık bir alandan geldiği sorusu da akla gelebilir. Bu alanlar (kutucuklar) bazen “footprints” olarak adlandırılır. Sebeplerin çeşitliliğinden dolayı, footprints’lerin boyutu kanaldan kanala değişir. Örneğin uydu üzerindeki visible kanal, -infrared kanalın 8 km çözünürlüğe sahip olmasına rağmen-, 1 km çözünürlüğe sahip olabilir. Uydu aygıtının çözünürlüğü her bir kanal için ayrı ayrı belirlenmiştir.

Alınan bir görüntünün ilk olarak yorumlanması gerekir hangi alanların daha parlak hangilerinin koyu olarak belirlenecegi saptanmalı bu işlem görüntüden kesitler alınarak yapılabilir

Parlaklık lar belirlendikten sonra yakın olan parlaklıklara yakın numaralar verilir

Daha sonra verilen numaralar algoritmalar yardımıyla sınıflandırılır ve alanlar belirlenir.

En son yapılan işlemde renklendirmedir.

20 Mayıs 2015 Çarşamba

2 Uydu Görüntülerinin Özellikleri

Hava fotoğrafı, arazi çalışmaları ve kağıt haritalar gibi bir çok farklı coğrafik veri kaynağı varken, uydu görüntülerini kullanmanın ne gibi yararları olabilir?

Birçok uygulama için basit cevap: uydu görüntüleri hızlı, daha ucuz ve daha iyidir. Bu belki biraz basmakalıp bir cevap olmakla birlikte, doğru cevaptır.

Uydu görüntülerinin avantajları;

SAYISALDIR (Dijital)

HIZLIDIR

UCUZLUK

GLOBAL

GÜNCELLEME

AYRINTILI

DOĞRULUK

ESNEKLİK

Hava fotoğrafları;

Küçük alanlarda ve 1m2 den küçük yapıları / objeleri haritalamak için düşük maliyetlidir. Birçok hava fotoğrafı siyah - beyaz veya standart renklerde veya yakın-kızılötesi'dir.

Havadan Tarayıcılar (Aerial Scanners);

Uydularda bulunan multi-spektral algılayıcıların uçaklara monte edilmesiyle, yüksek resolusyonlu, çok bantlı görüntüler elde edilebilir ancak bunlarda hava fotoğrafları gibi geniş alanların görüntülenmesinde düşük maliyetli değildir.

Uydu görüntüsü nasıl olur?

Uzaktan Algılamanın en önemli konusu, uydu görüntüsü gerçekte nedir ve nasıl elde edilmektedir? sorularının cevabını açıklamaktır.

Bir görüntü (image) bir kamera ile film üzerine alınmış bir fotoğraf değildir. Hemen hemen bütün ticari uzaktan algılama uyduları , görüntüleri (images) algılayıcıları (sensors) sayesinde sayısal (dijital) olarak elde ederler. Bu algılayıcılar (sensörler), günümüzde yeni popüler olan dijital kameralarla aynı prensiplerde çalışmaktadırlar.

Aynı dijital kamerada olduğu gibi, bir uydu algılayıcısı da filme sahip değildir. Onun yerine algılayıcı yeryüzünden ve onun üstündeki objelerden yansıyan elektromanyetik enerjinin miktarını ölçen binlerce binlerce küçük alıcılardan (detectors) oluşmuştur.

Bunlar, spektral (bantsal) ölçümler olarak adlandırılırlar. Her spektral yansıma değeri bir dijital sayı (numara) olarak kaydedilir. Bu sayılar Dünya'ya geri gönderilerek bilgisayarlar tarafından renklere ve gri-renk tonlamasındaki parlaklık seviyelerine göre fotografa benzeyecek şekilde görüntüye dönüştürülürler.

Alıcıların (detectors) duyarlılığına bağlı olarak algılayıcılar (sensors) yansıyan enerjiyi; görünen (visible), yakın-kızıl ötesi (near infrared), kısa dalga-kızılötesi (short-wave infrared), termal kızılötesi (thermal infrared) ve mikrodalga radar, bölümlerinde ölçülebilir.

0 Uydu Nedir?

Uydular hava olaylarını küresel olarak inceleme olanağı sağlar ve dünya çevresindeki yörüngelerinde hareket ederken, sensörleri (radyometre) tarafından kaydedilen verileri belirli aralıklarla yer istasyonlarına gönderirler. Uyduların en önemli özelliklerinden birisi de, yer gözlem istasyonlarının kurulamadığı ve böylece verilerin toplanamadığı okyanus, çöl, dağlık alanlar, kutup bölgeleri vs. gibi çok geniş alanlardan meteorolojik bilgilerin elde edilmesidir.

Tüm uyduların uzaktan algılama sistemleri cisimler tarafından yansıtılan ve cisimlerin vücut sıcaklığına bağlı olarak yaydıkları elektromagnetik radyasyonun, uzaya yerleştirilen platformlar (uydu) üzerinde bulunan radyometreler tarafından ölçülmesi (pasif algılama) ve radar (aktif algılama) sistemlerine dayanır.

Meterolojik amaçlı uydular (METEOSAT, GOES,GMS, NOAA vs.) pasif algılama yöntemlerini kullanırken, ERS-1 gibi uydular aktif algılama yöntemlerini kullanmaktadır.

Meteorolojik uydular

Meteorolojik amaçlı ilk uydunun atmosfere fırlatıldığı günden bu yana geçen 30 yılı aşkın bir sürede uydular, dünya ve atmosferi ile ilgili çalışmalarda vazgeçilmez bir öneme sahip olmuşlardır. Özellikle meteorolojik gözlem ağının yokluğunun veya eksikliğinin hissedildiği (okyanuslar, kutup bölgeleri, dağlık alanlar, ormanlar ve çöller) alanlar başta olmak üzere, dünya ve atmosferi hakkında vazgeçilemez bilgi kaynakları durumuna gelmişlerdir.

LANDSAT

Bu uydu ilk olarak 23 Temmuz 1972 yılında (USA) Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi Başkanlığınca fırlatıldı ve daha sonra ERTS (Dünya Kaynakları Teknoloji Uydusu) olarak isimlendirildi. Uydular iki ayrı set algılayıcı taşımaktaydı, yüksek çözünürlüklü televizyon görüntüsü oluşturabilen geliştirilmiş vidikon televizyon kamerası; return-beam vidikon (RBV) ve çokbandlı spektral tarayıcıdır

SPOT

SPOT uydusu Fransız Uzay Merkezi (CNES) tarafından planlanarak Fransa , Belçika ve İsveç tarafından üretildi. İlk kez 22 Şubat 1986 ‘da işlev kazandı.

Çok bandlı spektral modu (MSm) 20*20 m 2 geometrik çözünürlüklü tayfın yeşil (.50-.59 mm), kırmızı(.61-.68 mm) ve yakın kızılötesi (.79-.89 mm) bölümünü kaplayan 3 banddan oluşur. Pankromatik (siyah- beyaz) modu sadece görünür bölgeyi örten tek band (.51-.73 mm) ve 10*10 m2 yüksek geometrik çözünürlüğe sahiptir.

METEOSAT

Landsat ve SPOT’ tan farklı olarak Meteosat’ ın dünyaya olan konumu sabittir (değişmez konumlu) yani uydu dünyanın hızına eşit hızla döner. Yeryüzünden 36000 km uzakta, ekvator üzerinde 0 derece boylamında yer alır. İlk olarak 14 Mayıs 1979 ‘da yörüngeye oturtuldu ve hala çalışır durumdadır.

NOAA

Bunlar iki grup algılayıcı taşımaktadır; ileri çok yüksek çözünürlüklü radyometre (AVHRR) ve TIROS (Televizyon Kırmızı Ötesi Gözlem Uydusu), düşey ses dalgası vericisi (TVOS:TIROS). AVHRR 1.1*1.1 km 2 çözünürlüğe sahip ve elektromanyetik spektrumun, görünür kırmızı (R), yakın kızılötesi ( NIR) ve 3 bandda termal kızıl ötesi ( t IR) bölgesinde olmak üzere 5 band içerir. TVOS temel olarak 3 set algılayıcıdan oluşmuştur.

RADARSAT

1994 yılında Kanada Uzay Ajansı tarafından fırlatılmış ve dünyanın yerden işletilebilir ilk radar uydusu olduğu ifade edilmiştir. 5.3 GHz frekansında çalışmakta ve değişik dalga boyu seçme şekilleri verilerin çok çeşitli tarama genişliklerinde, çözünürlüklerde ve yatay açılarda algılanmasını sağlar. Uydu işletilebilir olduğunda veriler; arazi kullanım haritalanması, toprak neminin saptanması, ormanların izlenmesi, kıyı gözlemleri gibi çok çeşitli amaçlarla kullanılabilir.

0 Uzaktan Algılamada Kullanılan Araçlar

Uzaktan algılamada;

Uydular 

Radar

Ayrıca kameraların ve radar sistemlerinin dışında lazer, radyo dalgası alıcıları, sismograflar, gravimetreler, manyotometreler, sonarlar gibi araçlar da kullanılır.

0 Uzaktan Algılamada Bilgi Üretimi

Uzaktan algılamada bilgi üretimi genel olarak iki bölümde incelenebilir.

Gözle Yorum (Visual Interpretation)

Sayısal Görüntü İşleme

0 CBS nedir?

CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri), dünya üzerinde karmaşık sosyal, ekonomik ve çevresel sorunların çözümüne yönelik büyük hacimli coğrafi verilerin;

depolanması, işlenmesi, mekansal analiz ve sorgulamalar ve buna bağlı olarak çok çeşitli görüntüleme işlemlerini yapabilmek için geliştirilmiş donanım, yazılım ve yöntemler sistemidir.

0 Uzaktan Algılama Ders Notları

0 Uzaktan Algılama Nerelerde Kullanılır?

Uzaktan algılamanın sayısız kullanım alanı olmakla birlikte genel olarak özetlersek;

Otoyol, devlet yolu, demiryolu ve boru hattı koridor seçimleri, sulama, baraj, madencilik ve ormancılık ön etüdlerinde,

Stereo uydu görüntülerinden etüd haritaları ve 3 boyutlu sayısal arazi modellerinin hazırlanmasında,

Deniz ve kıyı kirliliği etüdlerinde, uydu görüntülerinden işlenip uygun filitremeler yapılarak kirlilik haritalarının yapımında,

Tarımsal amaçlı, arazi kullanım ve toprak haritalarının etüdünde,

Orman kaynaklarının ön envanterlerinin yapımı ve haritalanmasında, ayrıca orman yangınlarının yaptığı hasarların tespitinde ve görüntülerin işlenmesi-haritalandırılmasında,

Maden aramalarında, jeolojik etüdlerin yapımında, yer çalışmalarını süre ve maliyet açısından en aza indirmek amacıyla,

kullanılır.

1 Uzaktan Algılama Nedir?

Uzaktan Algılama; Yeryüzünden belirli uzaklıkta, atmosferde veya uzayda hareket eden platformlara yerleştirilmiş ölçüm aletleri aracılıyla, objelerle fiziksel temasa geçilmeden, yeryüzünün doğal ve yapay objeleri hakkında bilgi alma ve bunları değerlendirme tekniğidir, bir başka ifade ile objelerle fiziksel temasta bulunmadan herhangi bir uzaklıktan yapılan ölçümlerle objeler hakkında bilgi edinme bilim ve sanatı olarak ifade edilir.

Ua kısa biçimde ise telekayıt (tele detection) ya da Dünya’nın gözlenmesi (earth observation) olarak tanımlanabilir. Genel anlamda ise UA çoğunlukla görüntünün (resmin) oluşturulması ile konum olarak durağan veya hareketli, uzak mesafelerden yeryüzeyinin gözlenmesinde kullanılan yöntemler, teknikler ve araçların bütünüdür. Uzaktan algılama sistemleri tarafından elde edilmiş verilerden genellikle yer yüzeyine ait yararlı bilgiler elde etmek için yapılan bütün kayıt, işleme, analiz, yorumlama ve sonuç olarak bilgi üretme gibi aktiviteleri kapsar.

Diğer taraftan uzaktan algılama, elektromanyetik spektrumun mor ötesi ışınlarla mikrodalga ışınları arasındaki bölümleri aracılığı ile havadan ve uzaydan cisimlerin özelliklerini kaydetme ve inceleme tekniği olarak da tanımlanır.

15 Mayıs 2015 Cuma

0 Dünyanın En Sürreal Köprüsü

Japonya’daki Eshima Ohashi köprüsü dünyanın en korkunç köprüsü görünümünde. Yüzde 6.1 lik eğime sahip köprüde tepe noktasından inmek, çıkmaktan daha korku verici. Uzaktan bakıldığında normalmiş gibi duran köprünün tasarımı yakından hiçte iç acıcı durmuyor. Trafik sıkışıklığına yakalandığınızda tepeden biraz ilerleyip yokuş aşağı durduğunuzu bir düşünsenize...



8 Mayıs 2015 Cuma

0 Netcad'de Takeometrik Sayısallaştırma

Netcad programı açıldıktan sonra,

"Hesap > Nokta Editörü" tıklanır ve kadastro arşivinden alınan koordinatları bilinen poligon noktaları girilir.

Tekrar "Hesap > Kutupsal Koordinatlar > Yatay Kenar-Kot Farkı" tıklandıktan sonra durulan noktadan bakılan noktaya çizgi çizilip iki poligon noktası arasındaki yatay açı girilir ve diğer koordinatları belli olmayan noktaların yatay açıları ve mesafe değerleri girilir. Bu şekilde Netcad üzerinde noktalar tespit edilip ölçü krokisine göre çizim yapılır. Kontrol için ise önceden paftası çizilmiş ise pafta ile çakıştırılır.

Eğer herhangi bir nokta bulunmuyorsa,

"Sorgu > Bul > Nokta No" yazılır ve ">>" tuşuna basılır.

Eğer iki nokta arasındaki doğru hakkında bilgi alınmak isteniyorsa,

"Sorgu > Obje Özelliklerini Sor" a tıklanır.

Çizim yapıldıktan sonra alan bulunmak isteniyorsa,

"Sorgu > Alan Sor" a tıklandıktan sonra istenilen alana tıklanırsa o bölgenin alanını gösterir.

Yapılan çizim üzerine parsel numaraları yazılmak isteniyorsa,

"Çiz > Yazı > Özellikli Yazı" tıklanıp, açılan kutuya numara girilip parsel numaraları yazılır.



0 Kamulaştırma Dosyası Oluşturmak İçin Gerekli Olan Belgeler

Kamulaştırma plan yapımı dosyasında bulunması gereken evraklar
  1. Kadastro müdürlüğü üst yazısı
  2. İstem belgesi
  3. Kontrollük ve doküman dekontu
  4. Kadastro bilgi ve belgeleri teslim senedi
  5. İş yapım sözleşmesi
  6. Kontrollük raporu
  7. Değişiklik haritaları yapım ve kontrol bilgileri
  8. Teknik rapor
  9. İlgili idarenin yazısı
  10. Kamu yararı kararı ve ekleri
  11. Kamulaştırma planı ve malik tablosu
  12. Kesin ölçüm krokileri
  13. Alan hesabı
  14. Nirengi ve poligon koordinat özeti
  15. Detay noktaları koordinat özeti
  16. Dizi nirengi hesabı
  17. Poligon hesabı
  18. Poligon açı-kenar özeti ve ölçüleri
  19. Dizi nirengi açı-kenar ölçüleri
  20. Nirengi ve poligon kanavası
  21. Nirengi ve poligon röperleri
  22. Dönüşüm hesabı
  23. Kadastral durum ölçü ve hesabı
  24. Tapu kaydı tespit cetveli
  25. Fiili kullanım durumu ölçü ve hesabı

7 Mayıs 2015 Perşembe

0 Harita Mühendisliği Maaşları 2015

Haritacılık mesleğiyle ilgili güncel maaşların belirlenmesiyle ilgili anket çalışmamız devam ediyor. Aşağıdaki linkten 6 soruluk kısa anketimize katılarak da araştırmamıza katkı sağlayabilirsiniz.



Üniversitede çalışan Harita Mühendisleri Maaşları
Kamuda çalışan Harita Mühendisi Maaşları
Özel Sektörde çalışan Harita Mühendisi Maaşları

2 Mayıs 2015 Cumartesi

0 Hidrografik Konum Ölçmeleri

Derinliği ölçülen noktaların, yatay düzlemdeki konumlarını belirlemek amacıyla konum ölçmeleri yapılır. Ölçmeler, uygulanacak yönteme bağlı olarak ya kıyıdaki jeodezik noktalardan ya da hidrografi taşıtından yapılır. Taşıtın belirli bir hızla, sürekli hareket halinde olması durumunda, derinlik ve konum ölçmelerinin aynı anda yapılması ve çok kısa sürede tamamlanması zorunludur. Bu durumda ölçmelerin tekrarlanması mümkün olmadığından, eksik ya da hatalı ölçülerin kontrolüne olanak sağlayacak yöntemler kullanılır.

Su üzeri çalışmaların rasyonel bir biçimde yürütülmesini sağlamak amacıyla çalışma bölgelerini kapsayan daha önceden yapılmış her ölçekte harita ve plan çalışma kanavası olarak kullanılabilir.

Bunların mevcut olmaması halinde, yapılacak haritanın boş paftası veya bunun kopyası üzerine, kıyıdaki ve varsa su üzerindeki tüm jeodezik noktalar, geçici kıyı çizgisi ve kıyı şeridinin kabaca topografik durumu işaretlenir. Kıyı şeridine ait ayrıntıların saptanmasında genellikle kıyıyı içeren kara (klasik) haritalardan yararlanılır.

Çalışma kanavası üzerine, 

•hidrografik çalışmanın ölçeği,

•hidrografi taşıtının hangi doğrultular üzerinde ilerleyeceği, (iskandil doğrultusu)

•hangi aralıklarla derinlik ve konum ölçmeleri yapılacağı

işaretlenir.

Çalışma koşullarında bu doğrultular bir miktar değişebileceğinden kesin doğrultular değildir. Su üzeri çalışmaları sırasında taşıtta kullanılan ve üzerine gerekli işaretlemelerin yapıldığı çalışma kanavasına bot kanavası 'da denir.

Su üzeri çalışmalarında hidrografi taşıtının izleyeceği rotaya göre üç değişik çalışma yöntemi vardır:

■ Serpme Yöntemi,

■ Doğrultu yöntemi

■ Yay yöntemi

SERPME YÖNTEMİ

Bu yöntemde çalışma ortamının rastgele yerlerinde ölçmeler yapılır. Hidrografi taşıtının izlediği belirli bir rota yoktur. Bu yöntemde derinlikler, sürekli derinlik ölçen ve kaydeden akustik aletlerden ziyade ip veya tel iskandil ile ölçülür. İskandil noktalarının düzensiz dağılımını önlemek amacıyla ölçme yapılan noktaların aynı anda bot kanavasına işlenmesi gerekir. Bu yöntem genellikle çok küçük alanlarda yapılacak tamamlama çalışmalarında ve diğer yöntemlerde tereddütlü görülen bölgelerin araştırılmasında uygulanır. Bu yöntem pek kullanışlı değildir.

DOĞRULTU YÖNTEMİ

Bu yöntemde su üzeri çalışmaları, belirli doğrultular üzerinde yapılır. Ölçmelerin kontrollü olanaklı ve hidrografi taşıtının yöneltilmesi de kolay olduğundan çok kullanılan bir yöntemdir. Doğrultu konumlarının belirlenmesinde temel düşünce şudur: Bir yüzey, en büyük eğimli doğrultuları boyunca ölçülürse, en az sayıda nokta ile en doğru şekilde belirlenebilir. En büyük eğimli doğrular ise yüzeyin yükseklik eğrilerine dik olduklarından, su üzeri çalışma doğrultuları (İskandil doğrultuları) sualtı tabanının yükseklik eğrilerine mümkün olduğunca dik olmalıdır. Ancak sualtı tabanı görülmediğinden, bunun doğal uzantısı olarak kabul edilen kıyının yükseklik eğrilerine dik olacak şekilde belirlenmelidir.

Kıyıdan açık denizler ile dar uzun göllerde yapılacak çalışmalar için, genellikle yukarıdaki kurala bağlı kalınmaksızın doğrultuların en uygun konumu seçilir. Kıyının topografik yapısına göre iskandil doğrultuları birbirine yaklaşır ya da uzaklaşır; fakat birbirini kesmeyecek şekilde düzenlenirler. Çalışma kolaylığı nedeniyle az girintili kıyılarda doğrultular birbirine paralel olacak biçimde alınır. doğrultular arasındaki uzaklıklar ile doğrultular üzerinde hangi aralıklarda ölçme yapılacağı, iskandil nokta yoğunluğuna bağlı olarak belirlenir. Birbirinden açılan doğrultularda, doğrultuların en açık yerlerindeki ara uzaklık, iskandil nokta yoğunluğunun gerektirdiği değerin 1.5 katını geçmeyecek şekilde belirlenir.

YAY YÖNTEMİ

Bu yöntemde hidrografi taşıtının rotası, sürekli olarak daire yayları üzerinde bulunur. Taşıtın yay üzerindeki hareketi, kıyıdaki iki jeodezik noktanın sabit bir açı altında sürekli olarak gözlenmesi ile sağlanır. Bu yöntemde de yayların mümkün olduğunca kıyının topografyasına dik ve birbirine paralel olması gerektiğinden, jeodezik noktaların ve yayların uygun konumu için diğer yöntemlere oranla daha ayrıntılı bir planlama yapılması zorunludur. Her jeodezik nokta çiftine ait yayların birbirine karışmaması için bunlar çalışma kanavası üzerinde renkli olarak işaretlenir. Her yayın sabit kiriş açısı ve numarası yayın üzerine yazılır. Ayrıca yay üzerinde hangi aralıklarla iskandil yapılacağı, yani iskandil noktaları da gösterilir.

Bot, sekstant ile yapılacak kestirme ölçmeleri yardımı ile herhangi bir yayın başlangıç noktasına getirilir. Önceden saptanan sabit kiriş açısı sekstantta alınır ve kirişi oluşturan jeodezik noktalar bu açı altında görülecek biçimde bot hareket ettirilir. Bu arada önceden saptanan aralıklarla derinlik ve konum ölçmeleri yapılır. Botun rotası bilindiğinden iskandil noktalarının konumunun belirlenmesi için tek bir ölçme yeterlidir. Bunun için genellikle bot üzerinden ikinci bir sekstant ile diğer bir jeodezik nokta çiftine kestirme açısı ölçülür. Ancak bu jeodezik noktalardan biri, ilgili yaya ait kiriş noktalarından biri ile ortak olmalıdır. Botun rotasını sık sık kontrol etmek ve düzeltmek gerektiğinden yöntem pek kullanışlı değildir.


KONUM BELİRLEME YÖNTEMLERİ

ÖNDEN KESTİRME

Kıyıdaki en az iki jeodezik noktadan açı ölçmek suretiyle iskandil noktalarının konumunun belirtilmesi yöntemin temel ilkesidir. Açı ölçmelerinde genellikle teodolitler kullanılır. Yöntem, klasik önden kestirmenin aynı olmasına karşın, su üzeri çalışmalarında hidrografi taşıtının genellikle hareket halinde olması nedeniyle, yöntemin uygulanmasında bazı farklılıklar vardır. Bunlardan en önemlisi bir iskandil noktasına ait kestirme açılarının aynı anda ve çok kısa sürede ölçülmesi gereğidir. Bu nedenle yöntemin uygulanması sırasında bot ile kestirme istasyonları arasında işaretleşme veya telsiz - telefon haberleşmesi zorunludur.

Çalışma bölgesi için önceden saptanan en az iki jeodezik noktada teodolitler ölçmeye hazır duruma getirilir. Her iki aletin dürbünleri bilinen noktalara yöneltilerek doğrultu değerleri okunur. İskandil ekibini taşıyan hidrografi botu iskandil doğrultularından birinin başlangıç veya bitim noktasına yöneltilir. Bot, bu doğrultu üzerinde sabit hızla yol alırken, ekip başının vereceği işaretlere göre aynı anda derinlik ve kestirme ölçmeleri yapılır. Yapılan ölçüler telsiz ile hidrografi botuna bildirilirse, iskandil noktaları bot kanavasına grafik olarak işlenir ve botun rotası, yani önceden belirlenen iskandil doğrultusu üzerinde ilerleyip ilerlemediği kontrol edilebilir. Çalışma koşullarının uygun olması durumunda, kıyıdan maksimum 5 km açıklara kadar uygulanabilir.

GERİDEN KESTİRME

Kestirme gözlemleri, kıyıdaki üç tane jeodezik noktadan yararlanmak suretiyle bot üzerinden yapılır. Hidrografi botu, çalışmalar sırasında genellikle hareket halinde olduğundan kestirme açılarının aynı anda ve çok kısa sürede ölçülmesi zorunludur. Botun sallantılı ve hareketli olması nedeniyle açı ölçmeleri zorunlu olarak sekstant ile yapılır. İskandil noktalarının bot kanavasına işaretlenmesi ve dolayısıyla bot rotasının kontrol ve düzenlenmesi, önden kestirme yöntemine göre daha kolaydır. Geriden kestirme yöntemi, sekstant dürbün büyütmesinin az olması nedeniyle normal koşullarda kıyıdan maksimum 2 km açıklara kadar her su ortamında uygulanabilir. Gözlenen noktaların minare, kule vb. yüksek noktalar olması halinde, özellikle incelik aranmayan çalışmalarda, 3-4 km açıklara kadar genişletilebilir.

SABİT DOĞRULTU YÖNTEMİ

Sabit doğrultu yöntemlerinde su üzeri çalışmaları, kıyıda tesis edilen noktaların belirlediği sabit doğrultular üzerinde yapılır. Bu amaçla kıyıda bir veya iki poligon geçkisi oluşturulur ve konumları, jeodezik olarak belirlenir. Çalışma ortamının şekline ve büyüklüğüne göre, doğrultuyu belirleyen noktalar ya her iki kıyıda ya da kıyılardan birinde bulunur. Kıyıdaki noktaların seçiminde doğrultuların mümkün olduğu kadar kıyıya dik olmasına dikkat edilir. Sabit doğrultular düz kıyılarda birbirine paralel, yön değiştiren kıyılarda ışınsal olarak uzanır. Doğrultu aralıkları, çalışma yöntemi ve ölçek dikkate alınarak, iskandil nokta yoğunluğuna uygun olarak belirlenir.

İskandil noktalarının sabit doğrultu üzerindeki konumunu belirlemek amacıyla yapılacak ölçmenin türüne göre, sabit doğrultu yöntemleri dört gruba ayrılır.

■ Sabit Doğrultu ve Açı Ölçme Yöntemi
■ Sabit Doğrultu ve Uzaklık Ölçme Yöntemi
■ Sabit Doğrultu ve Sabit Hız Yöntemi
■ Sabit Doğrultuların Kesişmesi Yöntemi

SABİT DOĞRULTU ve AÇI ÖLÇME YÖNTEMİ

Bir iskandil noktasının sabit doğrultu üzerindeki yeri, bottan veya kıyıdan ölçülecek tek bir açı ile saptanır. Açı ölçümünün kıyıdan yapılması durumunda teodolit doğrultu dışındaki bir noktaya kurularak βi açıları ölçülür. Bu nokta genellikle komşu doğrultunun kıyıya yakın noktalarıdır. Konum belirleyen açının bottan ölçülmesi durumunda, kıyıdaki bir bazdan ve sekstantdan yararlanarak ai açıları ölçülür. Her iki durumda iskandil noktalarının doğrultu üzerindeki yeri, P1P2Ii üçgeninin grafik ya da yarı grafik olarak çözülmesi ile saptanır.

SABİT DOĞRULTU ve UZAKLIK ÖLÇME YÖNTEMİ 

Sabit doğrultu üzerindeki iskandil noktalarının yeri, kıyıdaki bir istasyondan yapılacak uzaklık ölçmesi ile saptanır. Uzaklık ölçümünde koşullara ve olanaklara bağlı olarak doğrudan veya dolaylı yöntemler uygulanır. Örneğin; akarsular üzerinde yapılacak bazı çalışmalarda her iki kıyıdaki noktalar arasına halat veya tel germek suretiyle sabit doğrultular belirlenir. Bu doğrultular üzerinde yapılacak derinlik ölçmelerinin yeri, yani kıyı noktalarından birine olan uzaklık, tel veya halat üzerindeki bölümlerden okunur. Bu yönteme hidrografide tel germe yöntemi denir. Ayrıca doğrultu üzerindeki noktanın yeri, kıyıdaki noktaların birinden yapılacak optik veya elektronik uzaklık ölçümü ile de saptanabilir. Hassas bir çalışma için doğrultu uzunluğu (S), doğrultu bazının (l) 3.5 katını geçmemelidir.

SABİT DOĞRULTU ve SABİT HIZ YÖNTEMİ

İskandil noktalarının doğrultu üzerindeki yeri, sabit hızla ilerleyen botun belirli bir zaman aralığında aldığı yola göre saptanır. Botun doğrultuya giriş noktası, pusula veya sekstant ile belirlenir. Derinlik ölçmesi yapılacak noktaların ara uzaklıkları (s) iskandil yoğunluğuna göre bilindiğinden, bot v sabit hızı ile ilerlerken t=s/v zaman aralıkları ile iskandil yapılır. Derinliklerin akustik aletlerle ölçülmesi durumunda, daha basit bir uygulama şöyledir: Bot, başlangıç ve son noktası belirlenen bir doğrultu üzerinde sabit hızla ilerlerken sualtı tabanının ölçekli eko grafiği elde edilir. Çizimin başlangıç ve son noktası belirlenerek, bunlar arasında enterpolasyonla istenen aralıklarda yeni iskandil noktaları saptanır.

SABİT DOĞRULTULARIN KESİŞMESİ YÖNTEMİ

İskandil noktalarının konumu, birbirini kesen sabit doğrultuların kesişme yerleri olarak saptanır. Konum inceliğini yükseltmek amacıyla doğrultular, mümkün olduğunca birbirini dik açı altında kesecek biçimde alınır. Bot, doğrultulardan biri üzerinde herhangi bir hızla ilerlerken bunu kesen doğrultulara gelindiğinde yalnızca derinlik ölçmesi yapılır. Bir doğrultu üzerindeki çalışma tamamlanınca, bot komşu doğrultuya sokularak çalışma benzer biçimde sürdürülür.

TAKEOMETRİ YÖNTEMİ

İskandil noktalarının konumunu saptamak amacıyla kıyıdaki bir jeodezik noktadan açı ve uzaklık ölçümü yapılır. Bu ölçmelerde takeometre, redüksiyon takeometresi ya da takeograf gibi aletler kullanılır. Ölçme mirası botta ve düşey konumda bulunur. Ölçmeler sırasında botun hareket halinde olması durumunda, özellikle mira okumalarının çok kısa sürede tamamlanması gerekir. Bu yöntemde her iskandil noktası için yatay ve düşey açılar da ölçüldüğünden bot hızının çok az olması ya da botun her iskandil noktasında durması, deneyimli operatör kullanılması ölçülerin dolayısıyla yöntemin inceliği için önemli etkilerdir.

ELEKTROMETRİK YÖNTEMLER

İki konum çizgisi kesiştiğinde konumu sabit bir yer elde edilir. Konum çizgilerinin kabul edilebilir bir açıda kesişmesi önemlidir. En uygun kesişme açısı 90° ve minimum kesişme açısı 30° dir. Eğer deniz yüzeyinde ölçme yapılıyorsa düşey ölçmeler yatay ölçmelerden tamamen ayrılabilir. Yöntemin temel ilkesi, kıyıdaki jeodezik noktalar ile hidrografi taşıtı arasındaki uzaklığın veya uzaklıklar farkının elektromanyetik dalgalarla ölçülmesidir. Elektrometrik yöntemler, geometrik çözüm yönünden, doğrusal, dairesel ve hiperbolik yöntemler olarak sınıflandırılabilirler.

DOĞRUSAL YÖNTEM

Kıyıdaki bir jeodezik noktadan hidrografi taşıtına olan uzaklık ile bu doğrultuyu belirleyen yardımcı bir ölçme yapılır. Uzaklık ölçer, kıyıdaki jeodezik noktada, reflektör ise hidrografi taşıtında bulunur. Tek bir noktadan uzaklık ölçümü, iskandil noktasının konumunu belirlemeye yeterli olmadığından, botun sabit doğrultu üzerinde ilerlemesi, kıyıdan veya bottan açı ölçülmesi gibi yardımcı ölçmelere ihtiyaç duyulur. Yardımcı ölçme için kıyıdan açı ölçülmesi durumunda, teodolit genellikle ayrı bir jeodezik noktaya kurulur. Bu yöntemin maksimum uygulama uzaklığı, birinci derecede yardımcı ölçmelere bağlıdır. Doğrusal yöntemde konum belirleme inceliği, uzaklık ölçümünün ve yardımcı ölçmenin inceliğine bağlıdır.

DAİRESEL YÖNTEM

Kıyıdaki iki jeodezik noktaya olan uzaklığı ölçmek suretiyle konum belirlemesi, yöntemin temel ilkesini oluşturur. Taşıtın ve dolayısıyla iskandil noktasının konumu, ölçülen bu iki uzaklığın, yani uzaklık dairelerinin kesişme yeri olarak belirlenir. Kıyıdaki jeodezik noktaların konumları bilindiğinden problemin grafik çözümü, üç kenarı bilinen üçgenin çizilmesinden ibarettir. Ancak burada ölçülen kenarlar, 10 km 'den büyük ve kıyıdaki jeodezik noktalar genellikle farklı yükseltilerde olduğundan uzay küresel üçgen ile karşılaşılır. İskandil noktalarının koordinatları herhangi bir koordinat sistemine göre hesaplanabileceği gibi, hazırlanacak bir dairesel uzaklık ağı ile projeksiyon ağını çakıştırarak grafik yoldan da bulunabilir.

Hidrografi taşıtı ile jeodezik noktalar arasındaki uzaklıklar, kullanılacak alet sistemlerine göre ya gemiden ya da jeodezik noktalardan ölçülür. Büyük uzunluklarda zorunlu olarak mikro dalgalı uzunluk ölçme sistemleri kullanılır. Ana alet ölçmenin yapılacağı noktaya, yansıtıcı durumundaki alet karşı noktaya yerleştirilir. Derinlik ve uzaklık ölçmelerinin aynı anda yapılabilmesi ve antenlerin yöneltilebilmesi için hidrografi taşıtı ile kıyıdaki istasyonlar arasında telsiz-telefon bağlantısının sağlanması zorunludur. Ölçmelerde hidrografi taşıtı, genellikle hareket halindedir. Dairesel yöntemde Shoran, Decca gibi alet sistemleri ve ayrıca iskandil noktalarını çalışma kanavasına otomatik olarak işaretleyen çizim aletleri kullanılır. Dairesel yöntemin kıyıdan 200 km açıklara kadar uygulanma olanağı vardır. Yöntemin inceliği, aletlerin inceliğine bağlı olarak 5-10 metre arasında değişmektedir.

HİPERBOLİK YÖNTEM

Bu yöntemde konum belirlemesi için kesişen iki hiperbol eğrileri demetinden yararlanılır. Hiperbollerin odak noktaları, kıyıdaki jeodezik noktalardır. Sabit iki noktaya uzaklıkların farkı sabit olan noktaların geometrik yeri bir hiperbol olduğundan, hidrografi taşıtının T1, T2 veT2, T3 jeodezik nokta çiftine olan uzaklık farkları (T1I-T2I) ve (T2I-T3I) ölçülür. Taşıtın konumu (T1I-T2I) hiperbol eğrisi ile (T2I-T3I) farkının belirlediği hiperbol eğrisinin kesişme yeridir.

Hiperbolik yöntemde uzaklıkların doğrudan ölçülmesi yerine, iki noktaya olan uzaklıkların farkı ölçülmektedir. Burada kullanılan alet sistemine göre, ya faz farkı ya da impuls seyir süresi farkı ölçülür. Hiperbolik yöntemlerin uygulanma biçimi, dairesel yöntemde olduğu gibidir. Bu yöntemlerde Loran, Decca ve bunlara dayalı olarak geliştirilmiş ve büyük uzaklıkları ölçen sistemler kullanılır. Bunlar genellikle açık denizlerde yapılacak hidrografik çalışmalarda uygulanırlar. Bu yöntemde sağlanan konum inceliği, kullanılan alet sistemine ve uzaklığa bağlı olarak 5-20 m arasında değişir. Örneğin, iki bazlı Decca sisteminde 250 km ile 800 km uzaklık sınırında ortalama konum inceliği ±20 m kadardır.

Elektrometrik Konum Belirlemede Kullanılan Aletler

■Hidrodist
■Elektronik Teodolit
■Elektronik Konum Gösterici (E.P.I)
■Loran Sistemi
■İki bazlı Decca Sistemi
■Kısa Uzaklık Decca Sistemi (Hi-Fiks)

UYDU SİSTEMLERİ

Uzaydan konum belirleme sistemleri, yeryüzündeki veya yer yüzeyinin yakınındaki noktaların konumlarını belirlemek için, uzak mesafede veya yörüngedeki bir cisimden yayılan elektromagnetik dalgalardan faydalanarak geliştirilmiş sistemlerdir. Bu tanımlama çerçevesinde sistemler; klasik konum belirleme ve navigasyon amacıyla kullanılabilirler. Bütün uzay konum belirleme sistemleri, uzay teknolojisine paralel olarak 1957’lerden sonra geliştirilmiştir.

Bütün uydu konum belirleme sistemleri, dünya merkezli bir koordinat sistemi içinde bir alıcının yer koordinatlarını veya birkaç alıcı arasındaki baz vektörünü ölçerler.


GPS

NAVSTAR - GPS sistemi ABD Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilmiş uydu konum belirleme sistemidir. Kendisinden önce var olan Transit Doppler Sistemindeki gibi GPS klasik ölçmelerden, yerden uzaya olan ölçmelere kadar ölçüm işlemlerini belirgin bir şekilde değiştirmiştir. Klasik ölçmelerde olduğu gibi noktaların birbirini görebilirliği önemli değildir. Ayrıca, ölçmeler her çeşit hava koşullarında, gündüz ya da gece yapılabilir. GPS, Transit sistemin yerini almasının yanında, uyduların eş zamanlı görünebilirlikleri ile uydu gözlemlerindeki başlıca hata kaynakları giderilerek uzunluklar hassas olarak daha kısa zamanda ölçülebilir.

0 Kampçılık Bilgisi ve Kullanılan Malzemeler

Kampçılık; şehirde kamp programının hazırlanması ile başlayıp, gerekli malzemenin alınması, kamp malzemelerinin kontrolü, bozuk malzeme varsa onarılması, sırt çantasının hazırlanması, kamp bölgesine kadar olan yolculuk, kampa yürüyüş, kampın kurulması, kampın amacı çerçevesinde yapılan tüm etkinlikler (çıkış, çıkış saatleri, bunlara hazırlık, çıkış çantası, çadırda yasam, yemek yapmak, gece çadırda uyumak, kampın toplanması) şehre dönüş, kamp malzemelerinin bakım onarımı gibi gerçekleştirilen işlerin tümüdür.
¢Kampçılık sadece derslerde anlatılarak öğrenilebilen bir iş değildir. Bununla beraber kamplara giderek uygulamalı olarak öğrenilmelidir.
¢Bir kampa yada faaliyete gidildiğinde aşağıda sıralanan ifadeleri sıklıkla duyabilirsiniz.
¢Bunlar;
Faaliyet lideri   
Faaliyet sorumlusu
Artçı
¢Kampa Götürülmesi gereken Malzemeler
¢Kamp malzemeleri türü ve miktarı faaliyetin türüne ve gidilen yere göre değişir.
  Ancak, Bir kamp için en gerekli malzemeleri
Teknik malzemeler,
Kapçılık malzemeleri ve
Kişisel malzemeler olmak üzere üç ana gurupta toplamak mümkündür.
¢Kampçılık malzemeleri

1. Çadır:Yedek kazık, Gerdirme ipi, tamir seti, Çengelli iğneler

2. Çanta: Yedek klips ve perlonlar, Çanta yağmurluğu

3. Mat

4. Uyku tulumu

5. Ocak: Yakıt, Ocak Tamir seti, Depo, Alüminyum folyo

6. Kamp seti seti: tencere, kap, tahta kasık, tahta çataI, Çakı, Bıçak, Sünger, Fırça

¢Çanta: çantalar içten fremli ve dıştan fremli olmak üzere ikiye ayrılabilmektedir.
Çantayı kuşanmadan önce bütün klipslerini gevşetin.
Çantanın bel klipsleri yükün ortalama 1/3 taşımaktadır. Dolayısıyla çantanın bel klipsinin leğen kemiğinin üst kısmına oturduğundan emin olun.
  çantayı yüklendikten sonra daha önce gevşetilen klipslerini vücudunuzun ergonomisine göre sıkarak ayarlayın.
Vücuda tam oturmamış, iyi ayarlanmamış bir çanta ile fazla yürümek imkansızdır.
¢Çanta yerleştirme dağcılık için çok önemlidir.
¢Uyku tulumu her zaman en alta konulur.
¢Genel olarak ağır malzemeleri sırta yakın yerleştirilmelidir.
¢Sert, sivri uçlu (Buz burgusu gibi) malzemeler çantanın orta kısmına yada ön kısmına doğru konulmalı, sırt kısmına doğru kesinlikle konulmamalıdır.
¢Çantaya konulacak malzemeler kullanım sırasına göre konulmalıdır(sık sık çantamızdan çıkartmamız gerekecek yağmurluk, GPS, su şişesi, eldiven vb. gibi malzemeleri çantada en üste ya da mümkünse çantamızın ceplerine yerleştirilmelidir.)
¢ Matı rulo yapıp çantamızın dışına bağlamalıyız. Ancak çanta kılıfı yok ise mat bir poşetin içersine konularak çantanın dış kısmına bağlanmalıdır.
¢Islanması istenmeyen malzemeler (uyku tulumu – giyim malzemesi, mat, ilkyardım, kuru besinler, vs.) olası bir yağışa karsı torbalanmalıdırlar.

¢Mat: zemin, çadır zemini ile tulum arasında kullanılan bir yalıtkandır. Zeminden gelebilecek soğuğu kesebileceği gibi zeminin sertliğini yumuşak yapısıyla gidermektedir.

¢Çadır: dağcının kamp kurma ve dinlenme, uyku gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak, olumsuz hava şartlarından korunmak amacıyla dağ ortamında barınmak için kullanılan malzemedir.
  Çadır Dağcının Dağdaki Evlerinden Biridir!
¢Çadır Türleri
¢ÇADIR KURARKEN DİKKAT EDİLMESİ
GEREKEN
NOKTALAR (Kamp Yeri Seçimi)
¢Yağmur dursa bile dallardan damlamalar devam edeceği, kozalak düşebileceği ve yıldırım tehlikesinden dolayı ağaç altı seçilmemelidir,
¢ Dere yatakları, patika yollar üzerinde ve yamaçta olmamalıdır.
¢Araziye hakim olmalıdır
¢Rüzgar gündüz vadiden dağa doğru, gece dağdan vadiye doğru eser. Dolayısıyla çadırın yönüne dikkat edilmeli dağ ve vadiye göre çapraz bir şekilde konumlandırılmalıdır.
¢Rotaya yakın olmalıdır.
¢Su kaynaklarına ne çok yakın nede çok uzak olmalıdır.
¢Kamp rizikonun (çığ, taş düşmesi gibi) düşük olduğu korunaklı alanlarda kurulmalıdır.
¢Çadırın zemini düz olmalıdır. Küçük taşlar veya yabancı cisimler temizlenmelidir.
¢Çadır kurulacak yer belirlenip temizlendikten sonra çantadan çadırı çıkarıp torbasından çıkartın.
¢Kar yağışı, rüzgar gibi olumsuz hava koşulları nedeniyle çadır torbasını polleri muhafaza altına alın.
¢Çadırı kurar kurmaz, rüzgar uçurmasın diye içine çanta koyun.
¢Eğer çadırınız nemli ise dış tenteyi çok gerdirmeyin. Nemliyken abartı gerdirilmiş bir tente kuruyunca esnekliğini kaybedeceğinden yırtılabilir.
¢Çadırın kapı kısmını sürekli bos bırakın. Böylece herhangi bir tehlike anında kendinizi dışarıya atmak kolaylaşacaktır.
¢Çadır iç düzeni önemlidir. Yiyecekleri gruplandırınız ve çanta ağızlarını düğümlemeyiniz.
¢Giysileri torbalayın
¢Çadır içerisinde üç kişi yatacaksa bir aşağı bir yukarı şeklinde tulumlara giriniz.

¢Ocak: Genel olarak ispirto, kartuşlu ve benzin ocakları olmak üzere ayrılmaktadır.
¢ispirto ocağı, iç içe geçmiş tencere, tava ve çaydanlıktan meydana gelir.
¢Bir ispirto haznesi, bu haznenin oturduğu bir ayak, haznenin üstüne yerleştirilen ve tencerelerin koyulduğu yükselticiden oluşur. Avantajı az yer kaplaması ve hafif olmasıdır. Ancak yüksek irtifada veya soğuk havalarda çalışma (yanma) verimi çok düşmektedir.
¢Kartuşlu ocak sıkıştırılmış ve sıvılaştırılmış propan ve/veya bütan gazı içeren kartuş adını verdiğimiz bittikçe yenisi takılan tüplerle çalışır.
¢Benzin ocakları ana ocak kısmı, basınç sağlayan pompa ve ona bağlı bir benzin sisesinden olusur. Pompanın sağladığı hava basıncıyla benzin ocak kısmına gönderilir ve yakılır.
¢Ocak kullanmadan önce ilk olarak kullanma kılavuzunu okuyun ve ilk olarak şehirde deneyin.
¢Çadır içerisinde ocak yakmayın.
¢Ocağı çadır içerisinde kullanma zorunda kalırsan ocağı ilk olarak mutlaka dışarıda yada bagajda yakınız.
¢Ocak bulunduğu ortamdaki oksijeni tükettiği için çadır içerisinde yakılıyorsa mutlaka yanma esnasında çadır havalandırılmalıdır.
¢Benzinli ocaklarda kullanım bittikten sonra ocağın soğumasını bekleyin ve sonra içerisindeki havayı boşaltın.
¢Yanma esnasında ocaktan daha fazla verim almak için ocağın etrafını alüminyum folyo ile sarın
¢Yanma esnasında ocağın verimi düşerse birkaç kez ocağın pompa kısmından pompalayınız. Eğer verim artmazsa zorlamayın. Ocak tıkanmış olabilir ocağı söndürün ve temizleyin.
¢Faaliyetten sonra ocağı bir sonraki faaliyete hazır olması açısından mutlak temizleyin.
¢Uyku Tulumu: Uyku tulumu iyi bir ısı yalıtkanıdır. Temel prensibi, sizden açığa çıkan vücut ısısının dışarıya kaçmasını engelleyerek, ısıyı içeride hapsetmesi ve böylece sizi sıcak tutmasıdır.
¢Tulumlar genel anlamda ikiye ayrılır: elyaf ve kaz tüyü.
Elyaf daha ağır, daha az sıkışabilen, fakat ıslandığı zaman da yatılabilen bir tulumdur. Kaz tüyü ise bunun tersidir ama daha uzun ömürlüdür.
Elyaf tulum zaman içerisinde sıkıştırıldıkça yalıtkanlığını kaybeder.
Hangi Tip Tulumu kullanırsanız kullanın tuluma girerken gece boyu üşümemek için yapılması gereken bazı işlemler vardır.
Tuluma girerken üzerinizdeki fazlalıkları çıkartın (Polar, kaz tüyü, goratex…),
Tuluma girerken yün bir bere ve kuru çoraplar giymeye dikkat ediniz,
Başınızı tulumun kapüşonuna yerleştirdikten sonra tulumun büzgülerini iyice sıkılayın.
Kesinlikle ağzınızı tulumun içerisinde tutmayın. Aksi takdirde ilk olarak ağzınızdan çıkan buhar sizi ısıtacak ancak zaman içersinde yoğunlaşarak sizi ve tulumu ıslatacaktır.
Tuluma girerken sıcak bir şeyler içmek gece boyu ısınmanızı sağlar
Tulum içerisindeki altın kural içerideki sıcak havayı dışarıya kaçırmamaktır.
¢Kişisel malzeme
Giysiler
¢İç Katman( içlik, çorap)
¢Orta katman (Polar alt, polar üst)
¢Dış Katman (Goretex… vb.)
Bot (Deri, Plastik)
Gözlük
Eldiven( Beş parmak, İki parmak)
Bere (balak lava, bere)
Kafa lambası
Baton
Tozluk
¢Teknik Malzemeler
¢Tırmanış için gerekli olan malzemelerdir.
1. Kask
2. Kazma
3. Krampon
4. Çığ Seti: Kar Küreği, Çığ vericisi (beacon), Çığ Çubuğu
5. ip
6. Perlon
7. HMS, karabin, ekspres
8. Yardımcı ip
 
Telif Hakkı © 2017 Tüm hakları saklıdır. HARİTA ONLINE
Bu site Blogger tarafından desteklenmektedir.